• Reel hayatta ahlaka ters düşen ne varsa sosyal medyada da aynı şekilde ahlaka aykırıdır. Bunu gözönünde tutarak şunları söyleyebiliriz.
    1. Yemek yeme video ve fotoğrafları paylaşılmaz. Zira bu hem lüks gösterisidir hem de fakirlerin içlerini yaralamaktır.
    2. Açık saçık fotoğraflar paylaşılmamalı. Reel hayatta nasıl ahlaka ters ise sosyal medyada da terstir.
    3. Dedikodu ve iftira yapılmaz ve yayılmaz. Sosyal medya olunca yapılan dedikodu ve iftira  o vasfını kaybetmiş olmaz.
    4.ishal olmuş gibi sürekli paylaşım yapılarak listedekilerin/takipçilerin ana sayfası lüzumsuz yere işgal edilmez.
    5. Kişisel hesaplar sosyal medya üzerinden görülmeye çalışılıp bir veya birkaç kişiye hakaret için listedekilerin anasayfası gereksiz ve haksız yere doldurulmaz.
    6. Kendisine  ait olmayan duygu ve düşünceler (paylaşımlar) kendisininmiş gibi paylaşılmaz.
    7. Paylaşımlar ölçülüp tartılarak yapılır. Ağzına gelen herşeyi konuşanlar gibi önüne gelen herşey paylaşılmaz.

  • Sevgi, samimiyettir.
    Sevmek,sevdiğine hizmet etmektir.
    Seven,sevdiğine karşılıksız hediyeler veren ve ona hizmet edendir.

    Seven, sevdiğinden çıkar sağlamaz.
    Seven, sevgi duyduğunun rahat etmesini kendi çıkarlarından üstün tutar.

    Eğer ki hayvanları seviyorsan çekeceğin bir kare için bir hayvanı yuvasında gezme güzergahında rahatsız etmezsin.
    Eğer  ki çocukları seviyorsan çocuğunu  para kazanma vasıtası haline  getirmezsin.

  • Nedir ki ömür dediğimiz bir avuç dua bir yudum mutluluk kaçan fırsatlar değil mi?
    Öyle ise bir insan ömrünü neye vermeli?

  • 1.Hocam  babet çorap  caiz mi?

    2. Hocam su içsek oruç bozulur mu ?

    3. Hocam, ilaç içmek için bir lokma ekmek yesek oruç bozulur mu?

    4.Hocam, pikachuyu örnek almak    caiz mi ?

    5.Hocam, besmele çekerek yemek yiyebilir miyiz?

    6.Hocam, camii hocalarının dedikodusunu yapmak caiz mi?

    Güncellenmeye devam edecek,inşaallah.

  • Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlarken çırağına ” Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koy” demiş. ” Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” diye ilave etmiş. Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış.Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Fakat bu kez yanına ‘bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça’ koymasını söylemiş. Yanına da, insanlardan ‘beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden’ bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: “İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.” • Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın. •

  • Soğuk bir kış sabahı sahildeki küçük bir köyden bir balıkçı
    filosu denize açıldı.
    Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu. Gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti.
    Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer
    ellerini açıp, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Tanrı’ya
    yakararak kıyıda dolaştılar.
    Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın
    çıktı.. Hiçbir şeyi kurtarmak mümkün olmadı.
    Gün ışırken, herkes sevinçle balıkçı teknelerinin tümünün
    sapasağlam limana döndüğünü gördü..
    Kıyıda ağlayan tek kişi vardı. Yangında evi kül olan kadın..
    Kocası karaya çıkarken “Mahvolduk! Evimiz, içindeki her şeyle birlikte
    yangında kül oldu” diye haykırdı.
    Adam karısına sarıldı.. “O yangına şükürler olsun! Gecenin
    zifiri karanlığında, o müthiş fırtınada, dağ gibi dalgalar arasında, Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler, yolumuzu bulduk ve Tümümüz sağ salimen dönebildik.”
    Ayet ne diyor;
    “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.. ALLAH bilir siz bilemezsiniz..
    “[ Bakara / 216 ]
  •  Bir gurup insan uçakta yolculuk ediyormuş.
     Pilot gelip yolculara “Uçak düşüyor..” demiş. 
    Uçakta bir paraşüt eksikmiş. 
    Adamın biri: – “Ben falanca finans`ın başkanıyım, yaşamalıyım..” deyip, paraşütün birini alıp atlamış. Başka bir adam: – “O oranın`nın başkanıysa, bende Filanca İnvestment`nın başkanıyım..” deyip, o da atlamış. 
    Adamın biride: – “Ben de dünyanın en zeki yatırımcısıyım..” demiş, o da atlamış. 
    Uçakta en son sadece bir yaşlı bir de genç adam kalmış. 
    Yaşlı adam: – “Oğlum benim ayağımın biri çukurda sen atla..”
     Genç adam: – “Amca ikimizde kurtulacağız..” 
    Yaşlı adam: – “Nasıl olacak bu?..”
     Genç adam: – “Hani o ben dünyanın en zeki yatırımcısıyım diyerek atlayan adam vardı ya, o benim sırt çantamı alıp atladı!..” 
    Mütevazi olmak ve sakin kalmak galiba bazen en doğru seçenektir….
  • Babaların gölgesi olur.
    Onların dağlar gibi koruyuculuğu olur.
    Her çocuk için babası boyu 1.40 olsa bile Himalayalar gibi devasa ve yıkılmazdır.
    Babaların bilgeliği olur.
    Dirayeti olur, feraseti olur.
    Karizması olur.
    Hayatta kazandığı tecrübelerle eşsiz yol göstericiliği  olur.

    Anaların ise sevgi dolu kucağı olur.
    Ana hayatın acıları karşısında kaçılan bir sığınaktır.
    Analar çocuklarının ve çocuğu gibi gördüklerinin dertlerini  biriktiren sağaltan azaltan bir yığınaktır.
    Anaların şefkati olur.
    Anaların  gözlerinin  acılardan  dertlerden  dolması vardır.
    Ana, kaybedildiğinde insanın büyük bir uçuruma düşer gibi olduğu yardır.

    İnsanın kendi anlam ve his dünyasında herşeyi doğru yere koyması gerekir. Bir babadan bir ananın rolü beklenemeyeceği gibi  bir anadan da  bir babanın rolü ve kimliği beklenemez.
    İşte bunun için anaların değil ” babaların ”  gölgesi yeter.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın