Üç Tekme!
Bir büyük vilayetin tanınmış avukatlarından biri, yaban kazı avı zamanı, tüfeğini alıp Karadeniz sahillerine gitmiş. Hazırlığını yapıp elde tüfek beklerken üzerine doğru süzülen Kaz sürüsüne nişan alıp ateş etmiş: dann!!!
Kazın bir tanesi döne döne inmeye başlamış etrafı çitle çevrili bir bahçeye düşüvermiş. Avukat bahçeden kazı almak için çitlerden içeri atladığında ağaçların arasından eli tüfekli yaşlı birisi çıkmış.
Avukata;
‐Ne yapaysun penum pahcede?
Avukat;
‐Şu yaban kazını vurdum da onu alacaktım.
Yaşlı köylü;
‐Pahçe penum olduğuna göre, içundaki herşey kibu kaz da penumdur!
Avukat hemen diklenmiş;
‐Ben bu ülkenin en tanınmış avukatlarından biriyim. Beni uğraştırma beyamca! Mahkeme masrafı falan der evini, bahçeni elinden alırım bak!
Yaşlı köylü gülmüş;
‐O zaman uç tekme furacağız!
‐Üç tekme vurma ne ki? diye sormuş avukat.
Yaşlı köylü;
‐Önce pen sana uç tekme furacağım. Sonra sen pana. Pes eden kaybeder.
Avukat güçlü kuvvetli, sportmen. Köylü ise kuru bir ihtiyar… İçinden “ben bunu haklarım” diye düşünerek;
‐Kabul, demiş.
‐Yaşlı köylü ilk tekmeyi atmış avukatın kasıklarına.. Acıdan dizlerinin üstüne çökmüş İkinci tekme tam midesine gelmiş ki, nerdeyse öğle vakti yediği yemeği çıkaracakmış..
Üçüncü tekmeyi tam kıçının ortasına yerleştirince İnek pisliğinin üzerine kapaklanan avukatın eli yüzü bok içinde kalmış.
O hırsla ayağa kalkan Avukat;
‐Sıra bende ihtiyar deyip sıkı bir tekme atmaya hazırlanmış.
Yaşlı köylü;
‐Pen pes edeyrum uşağum. Pi kaz içun furuşmaya değmez. Al kazını git!