Bir Garip Hayat
Karikatür ve tebessüm etmeye ne dersin
-
AKIL VE MANTIK REENKARNOSYAN HAKKINDA NE DİYOR?Şimdi maddeler hâlinde, akıl ve mantığın tenasühü reddettiğini ortaya koyalım:1- Eğer tenasühü yaşayan, bin kişiden bir kişi bile olsa, dünya nüfusuna kıyasla tenasühün ne kadar sıklıkla görüleceği aşikârdır. Hâlbuki bunu iddia edenler bir elin parmaklarını geçmemektedir. Bu da tenasühün hakikat olmadığına bir delildir.2- Tenasühe inanan kişiye soruyoruz: Öldükten sonra dirilme, beden ve ruh ile olacaktır. Azap veya lezzetler ikisinedir. Binlerce bedene girmiş bir ruh, hangi şahsiyetiyle haşrolacak ve hesaba çekilecektir?3- Eğer “En son beden” diye cevap verilirse, o hâlde biz de deriz ki: Mesela on beden değiştirmiş olan ve ilk dokuz bedeninde zalim, son bedeninde ise salih olan bir ruh, salih olarak cennete girse; acaba ilk dokuz bedeninde zulmettiği mazlumların haklarının ondan alınmaması bir zulüm değil midir? Hâlbuki Allah-u Teâlâ zerre miktar zulmetmez.4- Veya tam tersi olarak, bir ruh ilk dokuz bedeninde salih ve son beninde zalim olsa, eğer son bedene göre hesaba çekilerek cehenneme atılsa; ilk dokuz bedende yaptığı ibadet zayi mi olacak? Hâlbuki Allah-u Teâlâ: “Kazandığınız tastamam verilecektir.” buyuruyor.Demek, haşrin hem beden ve hem ruh ile olması, tenasühü imkânsız kılmaktadır.5- Malumdur ki, eşyanın zatî özellikleri ve vasıfları, mahiyetinden ayrılmaz; hiçbir nevin zatî hasseleri kendinden kopup başka bir neve geçmez. Mesela bir insan; ilim, itikat, zekâ vb. sıfatlarda başkasının aynı değildir. İmam Gazali’nin o nezih ruhu, diğer ruhlardan ayrıdır. Eğer tenasüh olsa idi, dünyaya birçok İmam Gazalilerin gelmesi gerekirdi. Hâlbuki tarih sayfası, İmam Gazali ve emsallerine rastlamamıştır. Bu da tenasühün vaki olmadığına bir delildir.6- Eğer tenasüh ile ruhlar olgunlaşıyor ve kemale ermeyen her ruh bu seyahat ile kemale ulaşıyorsa, cehennem kimler için hazırlandı ve orada kimler azap görecek? Tenasühe inanmak, cehennemi inkâr etmek ile neticelenmez mi?7- Tenasühçülerin dediği gibi, eğer ruhumuz şimdiki bedenden önce, başka bedenlerle bu dünyaya gelmiş olsaydı, o bedenlerdeyken bütün yaptıklarımızı şu anda bilmemiz gerekirdi. Hâlbuki hiçbirimiz böyle bir şey hatırlamıyoruz. Bu da tenasühün safsata olduğuna bir delildir.8- Tenasüh inancına göre evrendeki ruhlar belli sayıdadır. Bu durumda dünya nüfusunun statik olması ve nüfusta bir artışın olmaması gerekirdi. Hâlbuki realite bunun aksini göstermektedir.9- Tenasüh iddiası, peygamberlerin gönderilmeleri ve semavi kitapların indirilmeleri hakikati ile de bağdaşamaz. Eğer ruhlar, kemal bulmak için defalarca bu dünyaya gelseydi, peygamberlerin gönderilmesine ve kitapların indirilmesine ihtiyaç kalmazdı. Zira Cenab-ı Hak onları, insanın terakki ve tekâmülünü temin ve beşerin bakışını ebedî hayata çevirmek için göndermiştir. Eğer tenasüh tek başına bu kemali sağlıyorsa, ne diye peygamberler gönderildi ve semavi kitaplar indirildi? Demek tenasüh, peygamberlerin gönderilmesi ve kitapların indirilmesi hakikatleriyle de tam bir çelişki içindedir.10- Kur’an ve diğer semavi kitapların günahların tevbe ile affedileceğine dair olan beyanları, affedilebilmek için ruhların böyle ızdıraplı ve uzun seyahatlerini fuzuli ve manasız göstermektedir. Allah-u Teâlâ böyle bir seyahat olmaksızın bütün günahları bir anda sevaba çevirebilmektedir. Demek tenasüh, Allah’ın affının genişliği ile de çelişki içindedir.11- Peygamberlere uyan kimseler arasında, ilk hayatları itibariyle çok kötü kimseler de bulunuyordu. Bu insanların uzun ve kirli bir geçmişten sonra, velileri geride bırakacak kadar mualla bir mevkiye bir anda yükselmeleri o kadar vakidir ki, aksine fikir beyan etmek âdeta imkânsızdır. Böyle, bir hamlede ve bir nefhada olgunluğun zirvesine yükselmek mümkün iken ve bu Allah’ın lütfuna daha yakışır iken, defalarca başka bedenlerle dünyaya gelmenin ne gibi bir manası olabilir?Sorular ve Cevaplar1.Bazı evliya kıssalarında veli zatların ruhlarının insan şekline büründüğü anlatılmaktadır. Bu tenasühe benzemiyor mu?Cevap: Asla benzemiyor! Evet, Allah-u Teâlâ bazı dostlarının ruhlarını insan şeklinde temessül ettirmiş ve onlar insan gibi görünmüştür. Ancak bu bir temessüldür, yoksa o mübarek ruhlar başka bedenlere girmiş değildir. Melekler ve cinler de insan şekline girip birçok şeyler yapabiliyorlar, hatta şeytanın dahi insan şekline girip gözüktüğü hususunda birçok kıssa-ı nebevi vardır. Ancak bunların hiçbiri tenasüh değildir. Evliyanın ruhlarının da insan suretinde görünmesi bunlar gibidir. Tenasüh ile hiçbir ilgisi yoktur, kişinin aynadaki aksine benzeyen bir temessüldür.2- Bazı yeni doğan çocuklar eski hayatlarından bahsediyorlar. Bunlar ne ile izah edilebilir?Cevap: Hadis-i şerifler ile sabittir ki, cinler insanın içine girebilir ve insanın his ve hareket sinirlerine tesir ederek, hareket ve ses hâsıl ederler. İnsanın, cinlerin bu söz ve hareketinden hiçbir haberi olmaz. Cinlerin bu oyunu sebebiyle, dünyanın bazı yerlerinde konuşan çocuk ve hastalar görülmüştür. Bunları konuşturan cin, uzak ülkelerdeki veya eski zamanlardaki şeyleri söylediklerinden, bazı kimseler bu çocukların iki ruhlu olduğunu veya başka bir insanın ruhunu taşıdığını sanmışlardır. Cinlerin insan üzerindeki tesirini bilmeyen cahiller bunu tenasüh sanmış ve cin ve şeytanların oyuncağı olmuştur.Demek mesele, cinlerin insanın vücuduna girerek his ve hareket sinirlerine tesir etmesi ve bu tesirin neticesiyle de hareket ve sesin meydana gelmesidir.3- Bazen insan bir olayı daha önce yaşadığını hissediyor. Bunlar ne ile izah edilebilir?Buna “Dejavü” denilmektedir. Dejavü, hâlihazırda yaşanılan bir olayı, daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur.Bu, beynin yorgunluk veya başka sebeplerden dolayı bir görüntü veya ses gibi herhangi bir girdiyi, giriş anı sırasında algılayamamasından kaynaklanabilir. Beyin bu girdiyi algıladığında kişi, bu olayı daha önce yaşadığı hissine kapılabilir.Ayrıca, beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha küçük bir zaman farkı ile çalışmasından da kaynaklanabilir. Bir taraf diğer taraftan önce algıladığı için, geç algılayan taraf, bu olayın daha önce yaşanmış olduğu duygusuna kapılır. Bu durum sinir aksonlarındaki küçük bir sapmadan kaynaklanır.Dejavünün zıttına “Jamevü” denilir ki, bu durumda insanlar tanıdığı bir çevrede yabancılık çekebilirler.Bütün bunlar beynin fonksiyonlarıyla alakadar olup asla tenasüh ile bir ilgisi yoktur.
-
İnsanlar vardır çevrenizde kimi para ister
kimi yetkiniz var ise mevki isterAcaba bütün insanlar da para ya da mevki makam mı isterler?
Misal çocuklarınız sizden sadece para mı isterler
Veyahut bir çocuğunuzu sürekli diğerine tercih etmenizi yani mevki makam mı isterler?Ya anne ve babanız onlar sizden para veya övgü mü isterler ?
Böyle düşünüyorsanız yanıldınız.
İnsanlar öncelikle sizden sevgi isterler. Sevginin yolu ise ne muhatabın hesabını paraya boğmaktır ne de ona diğerleri üstünde yeri olduğunu söyleyip ayda yılda bir hatırlamaktır.Sevgiyi göstermenin yolu, çocuğunuzla beraber yürümektir.
Çocuğunuzla beraber film seyretmektir.
Onunla hemhal olmaktır.Sevgiyi göstermenin yolu anne babanızla bir tatlı sohbet yapmaktır. Onları gün be gün hatırlamaktır.
Onlardan asla ve kesinlikle sıkılmamaktır. Onlarla sohbet ederken bundan zevk almaktır.Öyleyse insan niye sıkılır çocuğuyla beraber bir şeyler yapmaktan veya ana babasıyla tatlı sohbetler yapmaktan ? Onu da bir başka yazıda açıklamak üzere Allaha emanet olun.
-
Eskiden beri yabancı dil öğrenmek gelişmiş bir insan olmanın temel esaslarından biridir. Kimi zaman Arapça, kimi zaman İngilizce kimi zamanlarda Fransızca öğrenmek kimi zamanlarda başka diller aydın olmanın hatta insan sayılmanın temel ölçütlerinden biri kabul edildi ve halen edilmektedir.Önümüzde bir çok yabancı dil var.Biz bir insan olarak öncelikle hangi dili öğrenmeliyiz? İngilizceyi mi,Fransızcayı mı ,Arapçayı mı veya başka bir dili mi ?İngilizce sadece İngilizce bilenlerle iletişimdeFransızca sadece Fransızca bilenlerle iletişimdeArapça sadece Arapça bilenlerle ,iletişimde geçerlidir.Oysa insanca dili bütün insanlarla etkileşimde geçerlidir.Günümüzde de temel eksiğimiz insanca dilini bilememizdir.Eğer insanların dilinden anlasaydık onları bu kadar üzmezdik.Bize kötülük yapmak isteyenlere bu kadar kolay aldanmazdık.İnsanlara kastetmediğimiz şeyleri hal,hareket ve sözlerimizden anlamazlardı.6 (altı) yabancı dil biliyorum. Ancak insanca dilinde kendimi hep bilgisi noksan biri olarak görüyorum. Zamanı geriye döndürmek mümkün olsaydı bu altı yabancı dilden önce insanca dilini öğrenirdim.
-
İnsan dünyada ne için yaşar?Para için mi ?Mevkilere makamlara gelmek için mi ?Irk için mi?
Kuru gurur için mi ?Allaha güzel bir kul olmak için mi ?Veyahut hiçbirşey düşünmeyenHayat meşgalesi içinde boğulduğundan bunu asla düşünemeyen bir hiç olmak için mi ?
Hangisi için olduğunu düşünmeğe değmez mi ? -
Gıybet namıdiğer dedikodu haklı olmayanların hileyle kendilerini haklı çıkarmak için kullandığı bir araçtır.Haklı insan, davasını isbat eder. Haksız ise haksız davasını haklı göstermek için ” ama o dişlerini gösteriyor. Ama o şöyle yapmış. Ama o konuşmayı bilmiyor gibi ” konuyla ilgisi olmayan noktaları dedikodu olarak ön plana çıkarıp kendini haklı göstermeye çalışır.Dedikoduyu yapanlar kimlerdir sorusuna gelelim…En çok dedikoduyu kadınlar yapar zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Erkeklerin özellikle de iş hayatındaki erkeklerin yaptığı dedikodular sayısal verilere dökülse kesinlikle kadınların dedikosunu en az ona katlar.
-
Yalan ve din asla bir araya gelemeyecek iki gerçekliktir. ( Yanlış yazmadım bu arada yalan da yalan olmak itibariyle bir gerçekliktir.)Dindar isen Allah tan korkar ve yalan söylemezsin.Zira Allahın yarattığı olanlardan rahatsızlık duyamazsın ve neticede ahirette hesap vereceğini bilirsin. İşte bunun için de asla takva sahibi bir insan yalan söyleyemez ve söylemez. Yalan söylüyorsa ya takvacı maskesi takmış bir sahtekardır ya da İslama ve imana itikadı oldukça zayıftır.
İşte bu sebeple önümüze evliya diye konulanlara iyi dikkat etmemiz lazım.
Yalan söyleyenler Allaha asi olarak eşkiya olmuşlardır.
Eşkiyadan evliya olmaz böyle bilinir. -
Bazen işler öyle kötüye gider ki nerdeyse herşey kötüye gider. Hiçbirşey olumlu sonuçlanmaz.
Bu da bir imtihan olsa gerek. Rabbimiz sabredecek mi yoksa isyana mı düşecek diye bu zamanlarda sınıyor olsa gerek bizleri. -
İnsanlar, hayatlarındaki iş ve uğraşlara göre ikiye ayrılırlar:1)Sadece lüzumlu işlerle uğraşarak belli bir işde başarılı olanlar2)Birçok lüzumsuz işle uğraştıkları için başarısızlık kendileri için istikrarlı bir hal haline gelenler.

