Kategori: Genel

  • Dinden Sapmadaki Sapıkça Mutluluğun Sosyolojisi

    Müslümanlar  Peygamber Efendimizden itibaren belli bir hat üzerinde geniş cadde olarak devam etmişlerdir. Kimileriyse bu geniş cadde üzerinden tersi istikametlere giderek doğru yolda oldukları iddiasında  bulunmuşlardır.
    Bu İslam dininin sahibi Allahtır. O Allah bu dini yetim ve sahipsiz bırakmamış. Bu saptırmaya çalışanların hepsi iki elleri yana düşmüş şekilde mutsuzluk içinde azınlıktaki sapıklar olarak kalakalmışlardır.
    Öyleyse bu sapık hareketlerin başlatıcıları neden böyle bir yola girmişlerdir ?
    1.Kendi günah isteklerini tatmin için bu sapık hareketleri maske olarak kullanmışlardır.
    2.Kendi ırkçılıklarını sapıklık maskesiyle örtmüşlerdir.
    3.Irkçılık yapabilmek için sapıkça görüşleri hak yolmuş gibi ortaya koymuşlardır.
    4.Namaz ve diğer temel ibadetler nefislerine zor geldiği için hak yolmuş gibi gösterdikleri sapık yollarla namaz ve diğer temel ibadetlerden kendilerini kurtaracaklarını zannetmişlerdir.
    5.Kendilerini bir  mücadele içinde gördükten sonra taraftarlık hırsıyla bunu devam ettirmişlerdir.
    Sözde Kur’an Müslümanlığı adı altında günümüzde  yapılan sapıklıklar bu yazılanların  sayısız örnekleriyle doludur.
  • Sorumluluk Duygusu

    Okulda öğretmenin eğitimine verilen öğrenciler

    evlerde ana babanın eline verilen  çocuklar
    ocakta evlat bekleyen yaşlı ana babalar ve dedeler hepsi bir emanettir.
    İnsan olarak bunlara sorumluluk duygusuyla yaklaşmalıyız.
    Öz canımız için ne kadar endişeleniyorsak onlar içinde öyle düşünceler ve duygular içinde olmalıyız.
    Modern zamanların bireycilik mikrobuyla zayıflatıp günah sevap düşüncesine gerek yok virüsüyle yok ettiği sorumluluk duygusu bu vakitlerde en çok ihtiyacımız olan haldir .
  • Gol

    İnsanın kendi kalesine attığı gol de neticede goldür. Garip olan kişinin kendi kalesine attığı gole sevinmesi ; hatta bu olduğunda sevinç denizlerinde boğulacak kadar şuursuzlaşmasıdır.
  • Osmanlının Dinine Küfreden Bari Müslüman Olsa

    Müslümanların derdiyle dertlenmediği  Müslümanları zerrece  sevmediği halde samimi Müslümanlara ve tarihteki Müslüman Devletlere sözde İslam adına hüküm verip onları İslama ait olmayan mantıklarıyla sözde  İslamdan çıkaranların İslam adına hüküm verebilmesi için önce Müslüman olmaları ve Müslümanların dertlerini ırkının derdinden önce görmeleri lazım.
    Bu hal  güneşi bir yıldız böceğine uydu yapmağa  çalışmak gibi tamamen abdsürd ve çelişkilerin zirvesinde olan bir durumdur.
    Atalarımızın bir sözü var: Dinime küfreden bari Müslüman olsa. Bunların ki tamamen böyle bir durum.
  • İnsanlar

    İnsanlar dara düşenlere karşı muamelelerine göre ikiye ayrılır:
    1. Bir darbede benden olsun diyenler
    2. Dost dar günde belli olur diyenler
  • Allah Bağışlayıcıdır ve Bağışlayanları Sever

    Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: “Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Enam Suresi, 54)

    Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: “Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Enam Suresi, 54)

    “… Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Teğabün Suresi, 14)


    “…öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran Suresi, 134)


     “… affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22

    “Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, müminlere yarar sağlar.” (Zariyat Suresi, 55)

    “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.” (Şura Suresi, 43) 

     ‘Gaffâr ( Günahları çokça affeden) ismi günahların vücudunu ve Settâr( Ayıpları,kusurları çokça örten ve gizleyen) ismi kusurların bulunmasını gerektirir.  Bu açıdan günah işlemek insanlığın yaratılışında var olan bir durumdur.  İnsanlar bu sayede meleklerden üstün konuma çıkabilmektedir.Bu  durumun insana nimet olan yönü budur. Günah işleyebilecekken işlememek veya  işlenen günaha tövbe  etme  kabiliyetiyle insan meleklerin üstüne  çıkabilmektedir.

    Ebû Hureyre(ra) anlatıyor: “Resûlullah(asm) Rabbinden nakille buyurdular ki:

    “Bir kul günah işledi ve ‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ dedi. Hak Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’ buyurdu.

    Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’ dedi. Allah Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’ buyurdu.
    Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ dedi. Allah Teâlâ da, ‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.’ buyurdu.” (Buhârî, Tevhid 35; Müslim, Tövbe 29)
    İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarıyor:
    “Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tövbe etse, tövbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tövbe etse bile, yine tövbesi sahihtir.”

    Ancak, işlenen her bir günah kalbe bir siyah nokta olarak iz bırakır. Bu siyah noktalar zamanla  çoğalarak kalp simsiyah hale gelir ve kalp iyilik ve salih işler namına hiçbir şey kabul etmeyecek bir dereceye  gelir. İşte buna kalbin mühürlenmesi diyoruz.
    Tövbe kapısı açık diye bu yolu suistimal etmemek ve kötüye kullanmağa kalkmamak gerekir. Zira kalp günah  işlene işlene öyle  bir hale  gelir ki artık  tövbe edecek  gücü bile kalmaz. Mühürlenen bir kalpten tövbeye  yönelebilen bir insan çıkmaz.
    Günahlarla sadece  kalp kararmaz. Aynı zamanda  insandaki     iyilik ve iyi işleri yapma yetenekleri de  sürekli  işlenen herbir günahla bir daha çalışmamak üzere bozulur hale  gelebilir ve  gelir. Zira çivi çıkar izi kalır.

    Dinimiz  İslamı  yaşarken daima  bir denge halinde  olmalıyız. Evet, tövbe istiğfar  kapısı son zamana kadar açıktır. Ancak  o fırsatın elimize geçip geçmeyeceği  şüphelidir.

    Doğru olan bir anlık boşlukla  veya yanlış bir beklentiyle  herhangi bir  günah işlediysek kararlı bir şekilde bir daha o günahı işlememeye karar vermemiz ve  yürekten  tövbe etmemizdir .

  • Tarafsızlık Hikayesi

    Tarafszlıktan dem vuranların tarafsız kanallar seyretmek ve  takip etmekten dem vuranların genellikle sadece kendi  tarafları olan kanal ve mecraları  takip etmeleri bir tesadüf müdür yoksa açık bir hakikatin meydana  çıkması mıdır ?

    Hepsi  koro gibi aynı cümleleri tekrarlıyorsa biz buna nasıl tarafsızlık diyebiliriz ki..
    Hepsi karşı taraf içinde neler döndüğünden bile habersizse bunun  nesnellik olarak ifade edilmesi  nasıl mümkün olabilir ki..
    Tarafsızlık modern dünyada en çok okunan ve hiçbir gerçeği olmayan kötü bir hikayeden öte bir şey değildir.
  • Hayatın Üç Meyvesi

    İnsan, bu hayatta şükreder
    ya rabbisine
    ya kendisine nimet taşıma görevi verilmiş elçiler konumunda olan eşyalara ve insanlara

    sever
    ya sevgililer sevgilisini ve Allah azze ve celleyi
    ya da  kendisine sevgi gösterisi yapan içi çıkar dolu zararlı yalancıları

    över
    ya bütün güzelliklerin sahibi ve yaratıcısı ve sanatkarı olan Cenabı  Hakkı
    ya da  çok sürmeyerek solacak olan geçici güzellikleri

    ve bir şekilde birine kulluk yapar.
    ya  nefsine
    ya başka bir nefse
    ya  güçlü gördüğü bütün  nesnelere
     ya da gücü herşeye yeten
                       herşeyi  bilen Allahu Azimüşşana  kulluk yapar.

  • Yavşaklık Sanatı

    Yavşaklık ve aşağılık olmak da büyük bir sanat ki şahsen hiçbir zaman onlar gibi olamıyorum. Büyük yetenek istiyor. Misal, aşağılık bir ruh, sırf kötülüğe çalışan bir akıl , iyilikten nefret eden bir yürek ve bunun gibi..
    Bu yetenekler herkes de yok ki  her kişi yavşaklık ve aşağılık işler yapabilsin.
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın